Habib BEKTAŞ’ın “Ben Öykülere İnanırım” Eserinde Kültürlerarası Edebiyat İzleri

Bu çalışmamda Habib Bektaş’ın “Ben Öykülere İnanırım” adlı eserini inceleyeceğim. Birbirinden çeşitli öyküleri içinde barındıran bu kitapta, kültürlerarası edebiyat özelliklerini ve birinci kuşaktan biri olan Bektaş’ın bu kuşağa dair başlıca özellikleri ortaya örneklerle sunma gayretini göstereceğim. “Uzaklara gitsek,” dedi kadın, “insanların bizi tanımadığı yerlere?”“Neden?” dedi adam.Umutlandı kadın:“Her şeye yeniden başlayabiliriz, bizi tanımıyorlar ya!”“Öyleyse burada da…

The End in the Beginning

To Build a Fire is widely recognized as a Jack London masterpiece and is a classic of American literature. To Build a Fire is an adventure with a young man who against to nature. This story contains Determinism in itself. Determinism is used for a machine in 1820 but Marquis de Laplace and Pierre-Simon suggested…

Türk Edebiyatında Köklü Bir Ağaç; Behçet NECATİGİL

“Yaşantı nedir? Hayat değil. Hayatın yıpranmış, alışılmalar sonucu pörsümüş, artık kanıksanmaya yüz tutmuş dilimlerinde birdenbire parlayan bir açılış, bir sevinç ya da bir heyecan, bir sarsılma. Benim şiirim, bu tür sarsılma ve heyecanların eseri, sonucu oldu.” Asıl adı Behçet Gönül (14 Nisan 1916–13 Aralık 1979) olan şairimiz, ilk şiirlerini “Behçet Necati” ismiyle yayımlamıştır. Daha sonra…

E. Eschenbach’ın “Köyün Çocuğu” Eserinde Çocuklara Gösterilen Tutumlar

Yetiştirmek kelimesinin farklı dillerdeki kökenlerine indiğimizde hemen hemen aynı sonuçları alırız; besleyip büyütmek ve terbiye etmek. Bazı kelimelerin özüne baktığımızda uygulanması gereken tutumlar, kurallar olduğu barizdir. Topluma yeni bir birey yetiştirmek üzerinden gittiğimizde ise dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Kendi ayakları üstünde durabilen; dış dünyanın ahlak kurallarını süzgecinden geçirmiş ve kendi salt iyisini oluşturan,…

Zaman Kedisi İzinde Nilgün Marmara ve “Düşü Ne Biliyorum” Şiiri

Evrenin benzersiz renklerini bize bir cam fanustan izleten toplum, var olmak isteyenlerin gözlerini örten gri bir duman biçimine bürünmüştür. Hareket etmek istediğinde bir sonraki adımını nereye atacağını bilemediğin bir karmaşa haline gelmiştir. Ellerini yardım çığlıklarıyla çırpman bu kimsesiz denizde daha dibe batmanın bir habercisidir. Nilgün Marmara’nın intiharı da bunun bir örneği midir? Bu çalışmamda Marmara’nın…

Modern İnsanın Yaşadığı Kimsesiz Evren

Materyalist dünyaya bağlılıkla etrafımızda bazı olumsuzluklar meydana gelir: İnsanların kurmaktan uzak olduğu iletişim sıkıntısı, ahlaki yozlaşmalar; evlilik, aşk ve cinsellik gibi kavramların değersizleşmesi, korkular, taklitler, ezberler… Bu gibi durumlar bireyin yalnızca toplum ile bozduğu bağın dışında kendisine de yabancılaştığının göstergesidir. Bu yabancılaşma durumu, özünü kaybetmesi ve üretken olamaması gibi durumları tetikler böylece kişi ne geçmişi…

Şarkı Anatomisi: “Last Stop: This Town”

Şarkı Anatomisi: “Last Stop: This Town” Mark Oliver Everett, namı değer Eels’in E’si, “Last Stop: This Town (Son Durak: Bu Şehir)” şarkısı üzerine yaptığı açıklama: “Last Stop: This Town” aslında EELS Electro-Shock Blues albümündeydi. 2014 turumuzda şarkıyı yeniden dirilttik ve şimdi yeni Royal Albert Hall film ve albümün bir parçası oldu. Electro-Shock Blues’dan şarkılara dönmek ince…

“Days” by Ralph Waldo Emerson

Days Daughters of Time, the hypocritic Days, Muffled and dumb, like barefoot dervishes, And marching single an endless file, Bring diadems and fagots in their hands. To each they offer gifts, after his will, Bread, kingdoms, stars, or sky that holds them all. I, in my pleached garden, watched the pomp, Forgot my morning wishes,…

Sundry Feelings in The Story of an Hour

 In “The Story of an Hour” by Kate Chopin, the joyous and mocking tones reflect the Mrs. Mallard’s happy emotion when she heard her husband Mr. Mallard’s dead, after that she learns her husband’s alive and starts to feel disappointed. When she says “free, free, free!”, Chopin describes us that she isn’t married now. We…

Eşsiz Kadınlar Benzer Döngüler

Erkek, iki tabak yıkamayı öğrenemezken, kadın biraz akıllıysa yıllar sonra kimlik bunalımına düşüyordu. İsyan ettiğinde azmakla, kudurmakla, kendisini adam edene başkaldırma nankörlüğünde bulunmakla suçlanıyordu. İnci ARAL “Ölü Erkek Kuşlar” (S.24) “The years that are gone seem like dreams—if one might go on sleeping and dreaming—but to wake up and find—oh! well! Perhaps it is better…